YouTube Türkiye’nin hatta YouTube’nin bilim adamı ve gururumuz Barış Özcan yine kalite kokan bir video yayımladı. STT(Sanat Tasarım ve Teknoloji)’den olan bu video yine takipçilerini merak içinde bırakıyor.

Video;

İşte videonun metni;

Bundan 4985 yıl sonra, 1 Ocak 07003 yılında dünya üzerindeki bir saat tam olarak şu melodiyi çalacak. Nereden mi biliyorum? Çok ilginç bir saat projesinden. Detaylarını anlatınca eminim siz de bana hak vereceksiniz. Şu anda dünyanın muhtemelen size uzak bir köşesinde bir dağın derinliklerine çok büyük bir saat yapılıyor. 60 metre yüksekliğinde. Ama bu saatin en büyük özelliği yüksekliği değil, gelecek 10000 yıl boyunca çalışacak olması. Üstelik bu bir çalar saat ve her seferinde başka bir melodi çalacak şekilde tasarlanmış. İşte size sanat, tasarım ve teknolojinin bir arada kullanıldığı dünyanın en ilginç fikirlerinden biri ve bu fikrin en az onun kadar ilginç hikayesi.

118 yıldır yanan bir ampul bile bizi yeterince heyecanlandırıyor ama bir düşünün bakalım hayatınızda gördüğünüz insan yapısı en eski şey neydi ve kaç yaşındaydı? Her ne olursa olsun 10000 yıldan daha eski olma ihtimali çok düşük. Tabi eğer Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe’ye gitmediyseniz… Orası 11000 küsür yaşında. Dünyanın şu ana kadar bulunan en eski tapınağı. Bu tür eski yerleri gezerken, müzelerdeki eski eşyaları incelerken onların yapıldığı zamanı hiç hayal ettiniz mi? Taş devrindeki o insanlar nasıl yaşardı acaba? Bu yapıları nasıl yaptılar?

Peki bundan 10000 yıl sonra yaşayacak insanlar bizden geriye kalan bir şeyler bulabilecekler mi? Hayal edelim şimdi, yıl 12018. İnsanlar evrenin dört bir tarafındaki gezegenlere dağılmış. Hafta Sonu tatili için dünyaya geliyorlar ve sizin Göbeklitepe’yi gezdiğiniz gibi bir başka tepeyi ziyaret ediyorlar. Çünkü bu tepenin içinde 10000 yıldır aralıksız çalışan bir saat var. Ziyaretçilerin akıllarında bir sürü soru: Bu saati kimler yapmış? Neden yapmış? Nasıl yapmış?

Çok şanslıyız, çünkü bu soruların cevabına yani bir anlamda tarihe tanıklık ediyoruz. Yani en azından çok zor bir yolculuğu göze alırsak tanıklık edebiliriz. Çünkü bu saatin olduğu yere, Teksas’ın Batı’sında Sierra Diablo Dağları’ndaki bu yere gelebilmek hiç de kolay değil. Önce en yakın havalimanından arabayla bir kaç saatlik bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Sonra yol bittiği için çöl sıcağında bir kaç gün boyunca yürüyüp çalıların arasından tırmanmalısınız. Etrafta uçuşan sineklerden ve ıslık çalan rüzgardan başka hiçbir ses yok. Günler süren bu yorucu yolculuğun ardından gizli bir kapıya ulaşıyorsunuz. Kapıyı açıp da karanlık dağın içine girdiğinizde kulağınıza yeni bir ses gelmeye başlıyor. 10 saniyede bir ileri geri hareket eden bir saat sarkacının sesi.

Peki böyle bir saati yapmak kimin aklına gelmiş? Bu dağın da oraya yapılan saatin de çok zengin bir finansörü var, onu daha sonra açıklayacağım. Projenin fikir babası ise Danny Hillis adında bir mucit. Kendisini ilk kez duymuş olabilirsiniz. Bir sürü Üniversitede profesör olmasının yanı sıra “Thinking Machines” adında paralel süper bilgisayarlar üreten bir şirketin kurucusu. Aynı zamanda Walt Disney şirketinin araştırma geliştirme ekibinde. Bu ekip yakında benim de gidip sizin için video çekeceğim Disney tema parkları için ilginç projeler üretiyor. Yakında açılacak olan Star Wars Oteli gibi projeler. Sonuç olarak çok zengin bir hayal gücü olan ama aynı zamanda bu hayallerini gerçekleştirecek girişimler de yapabilen biri Danny Hillis.

İstediğiniz zaman dünya sıcaklığını düşürmenize yarayan bir termostat icat etmenin bir yolu olsa nasıl olurdu?

İşte böyle “What if” kalıbıyla başlayan “Peki ya şöyle olsaydı ne olurdu?” tipi çılgın soruları sorabilmek lazım. Bu soruyu geçen yıl yapılan bir TED konferansındagündeme getirmiş bu arada. İşte dünyanın en garip sorularını soran, dünyanın hızlı bilgisayarlarını tasarlayan bu adam, ta 1986 yılında çok daha yavaş bir şey yapmak istemiş:

Geleceğin sembolünü yapmak istedim. Piramitlerin geçmişin sembolü olmasına benzer şekilde… Benim adım Danny Hillis ve 10000 yıl çalışacak bir saat yapıyorum.

Peki dünyada yapılmış ve hala çalışan en eski saat kaç yaşında biliyor musunuz? 632 yaşında. Bu saat 1386’da yapılmış ve hala çalışıyor. Ama 10000 yıl bunun 15 katı daha uzun bir süre. Bu kadar uzun süre çalışabilecek bir saat yapabilmek için öncelikle bazı tasarım prensiplerini belirlemek gerekiyor:

  1. Uzun ömürlülük: Bunun için mücevher ya da pahalı metaller gibi değerli malzemeler kullanmamak gerekir. Düşünsenize post apokaliptik bir dünyaya girdiğimizi. Mad Max dünyasına. Böyle bir ortamda yağmalanmamalı bu saat.
  2. Sürdürülebilirlik: Gelecek nesiller gerektiğinde bu saatin bakımını kolayca yapabilmeli. Öyle üstün teknolojik araçlarla değil. Mad Max dünyasını hatırlayın. Gerekirse bronz çağından kalma basit alet edevatla bile tamir edilebilmeli.
  3. Şeffaflık: Tasarımdaki her şey çok açık olmalı. Bırakın gelecek nesilleri saati geçmişe ışınlasanız Galile’nin ya da Mimar Sinan’ın gayet rahat anlayabileceği bir tasarım olmalı.
  4. Geliştirilebilirlik: Zaman içinde geliştirmeye açık bir yapısı olmalı.
  5. Ölçeklenebilirlik: Büyük saatin çalıştığından emin olabilmek için önce daha küçük prototipler üretilip test edilmeli.

Bir tasarım yaparken önce bu şekilde prensipleri ortaya koymak çok akıllıca. Neden biliyor musunuz? Mesela böyle bir saatin enerji kaynağı ne olacak? Pil olamaz herhalde. Nükleer güç mü? Güneş enerjisi mi? Az önce bahsettiğim “uzun ömürlülük” ve “şeffaflık” prensipleri nedeniyle her iki soruya da olumsuz cevap vermek zorundayız. Bu kadar gelişmiş bir teknolojiye gerek yok. İşte o yüzden tasarımcısı bunun klasik kurmalı bir saat mantığında çalışmasına karar vermiş. İçine yerleştirilecek dağın gece gündüz sıcaklık farkı sırasında yakalanacak enerji böyle bir saatin çalışabilmesi için yeterli. Hatta dağın içine açılacak küçük bir delik ve onun içine yerleştirilecek bir büyüteçle, öğle saatinde güneş tam dik bir pozisyondayken saatin üzerindeki metal aksamın ısınıp tetiklenmesiyle saatin ayarlanması mümkün. Böylece güneş var olduğu sürece zamanı doğru hesaplayacak.

Ölçeklenebilirlik prensibini hatırlıyor musunuz? Eğer bir fikriniz varsa bunu önce küçük ölçeklerde test edin. Bu saat için de aynı şey yapılmış. Önce avuç içi kadar bir prototip üretilmiş. Sonra biraz daha büyük. Biraz daha büyük. Ağırlığa dayalı kurma mekanizması için çok daha büyük bir ölçekte üretilmesi gerektiğine karar vermişler. Bir dağın içine yapılacak kadar büyük. İyi de böylesine büyük ve pahalı bir saati bir dağın içine yapabilmek için neye ihtiyaç var? Bir dağa ve çok paraya sahip birine… Onlar da dünyanın en zengin adamına gitmişler. Jeff Bezos’a. Kendisini aynı zamanda dünyanın en büyük kitap satıcısı Amazon’un sahibi olarak da tanıyoruz.

Jeff Bezos da bir anlamda kendi piramidini yaptırabilmek için onlara sahip olduğu bir araziyi, o arazinin içindeki bir dağı ve 42 milyon dolarını yani yaklaşık 200 milyar lirasını vermiş. “55 milyon dolara şu saati alacağıma 42 milyon dolara böyle bir saat yaptırırım, en azından namım yürür” diye düşünmüş olmalı. 02011 yılında dağı delmeye başlamışlar. Söylemeyi unuttum, “uzun ömürlülük” tasarım prensibi gereği yılları dört değil beş haneli olarak göstermek zorundasınız bu saatle. Yoksa 2000 yılı krizine benzer bir kriz yaşanır M.S. 10000 yılında. 7 yıl önce başlanan saatin yapımı bugün hala devam ediyor ve ne zaman bitirileceği belli değil. Ama web sitesindeki eposta adresine boş bir posta gönderirseniz bitince size haber verecekler. Merak etmeyin bittiğinde -hayatta olursam- mutlaka ziyaret edip bir video çekeceğim sizler için.

Ama biz o zamana kadar bu videonun başında başlattığımız hayali gezimize devam edebiliriz. Hani çölde kilometrelerce yürüyerek ve sonra da tırmanarak karanlık bir odaya girmiştik ya. O odada kafamızı kaldırıp yukarı baktığımızda 150 metre yukarıdan 3,5 metre genişlikteki bir delikten sızan güneş ışığını göreceğiz. Kuyunun dibindeyiz ve onun içine yerleştirilmiş saati daha iyi inceleyebilmek için etrafındaki kayalara oyulmuş spiral bir merdivenden tırmanmaya başlayacağız. Bu merdivenler önemli, çünkü deliği açarken sadece bu iş için icat edilmiş özel bir robot tarafından taşları keserek yapılıyor. Saate ait göreceğimiz ilk parça onun sarkacı olacak. 5 ton ağırlığında ve küçük bir araba büyüklüğünde bir taş. Sonra saatin kurma mekanizmasına ulaşacağız. 2 ya da 3 kişi iterek saati kurabilecek. Ama bu zorunlu değil, başta anlattığım ısıya dayalı mekanizma bu saatin 10000 yıl boyunca insansız olarak çalışabilmesini sağlıyor.

Bundan sonra tırmandıkça saatin çarklarını görmeye başlayacağız. 20 katlı bir bina yüksekliğindeki bu bölüm aslında mekanik bir bilgisayar diyebiliriz. Yaptığı işlerden biri belli zaman aralıklarında bir melodi çalmak. Bunun için elektronik müziğin öncü isimlerinden Brian Eno ile çalışmışlar. O da 10000 yıl boyunca her seferinde farklı bir kombinasyonla çalınacak bir melodi yapmayı önermiş. Tasarlanan mekanizma 3,5 milyon farklı melodiyi çalabiliyor. Unutmayın bunun için hiç bir elektronik malzeme ya da gerçek bir bilgisayar kullanılmıyor. Sadece çarklar. Saatin çaldığı müzik her seferinde farklı olacağı için burayı 10000 yıl boyunca ziyaret edenlerin duyacağı melodi hiçbir zaman aynı olmayacak. Sanat ve teknolojinin mükemmel bir bileşimi. Zamanında dünyanın en hızlı süper bilgisayarlarını tasarlayan bu adam David Hillis, sadece çarkları kullanarak bu kez dünyanın en yavaş bilgisayarını tasarlamış. Ne de olsa hesaplamalar için yeterince geniş vakit var. Bu çarklı bilgisayarın o melodileri çalabilmesi için de “Hillis algoritması”nı geliştirmiş.

Nihayet saatin en tepesine ulaştığımızda zamanı gösteren kısma geliyoruz. 2,5 metre çapındaki bu kısım zamanı astronomik olarak da gösterebilecek. Ancak oraya ilk ulaştığınızda sizden önce son ziyaret eden kişinin zamanını görebileceksiniz. Burası çok ilginç. “Uzun ömürlülük” tasarım prensibini koruyabilmek için saat sürekli çalışacak ama sadece sorulduğunda zamanı gösterecek şekilde yapılıyor. Diyelim ki gelecek nesiller 80 yıl boyunca bu saati unuttu. Kimse ziyaret etmedi. Saat çalışmaya devam edecek. Ama 80 yıl sonra oraya gelen ilk kişiye eski zamanı gösterecek. Gelen kişi tepedeki ikinci kurma mekanizmasını harekete geçirince o anki zamana göre kendisini güncelleyecek.

Bu saatin çölün içinde bir dağın içine yerleştirilmesinin en büyük amacı da yine bu uzun ömürlülük prensibiyle alakalı. Elimizdeki en dayanıklı çelik kullanılarak yapılsa da zamanın etkilerine hiçbir şey tam olarak karşı koyamaz. Ama en azından kuru, karanlık ve kontrollü bir ısı ortamında yaparsanız 10000 yıl dayanabilmesini sağlarsınız. Yine de saatin kritik parçaları çelik değil seramik ve taştan yapılmış. Tıpkı 10000 yıl önce taş devrindeki insanların çanak çömlek yaptığı gibi.

Zaten bu anıtın bir saat olarak düşünülüp yapılmasını çok manidar buluyorum. Çünkü 4500 yıllık piramitler ya da 5000 yıllık Stonehenge ya da 11000 yıllık Göbeklitepe gibi günümüze ulaşabilen yapılar aynı zamanda astronomik bir takvim görevini de görüyordu. Yani zamana en çok dayanan yapılar, zamanı gösteren yapılar. İşte yeni yapılan bu dağdaki saat de bir yandan zamanın geçişini işaretlerken bir yandan da gelecek nesillere çok farklı düşünceler bırakacak. Belki dünya küresel iklim değişikliği nedeniyle yeni bir buz devrine girecek. Ya da nükleer bir savaş bildiğimiz anlamdaki medeniyeti bütünüyle yok edecek. Çok büyük bir ihtimalle bugünkü ülkelerin hiçbiri o gün olmayacak. Eğer her şey yolunda gider ve bu saatli dağ büsbütün yok edilmezse onu binlerce yıl boyunca bambaşka insanlar, insansılar (sayborglar) ve robotlar ziyaret edecek ve bu saat her bir ziyaretçisine başka bir zamanın melodisini başka bir şekilde çalacak. Onlara “çok uzuuun bir şimdi”yi yaşatacak.

kaynak(orjinal metin): http://barisozcan.com/bu-saat-10000-yil-calisacak/

CEVAP VER

Yorum yapın!
Lütfen adınızı giriniz